9 Kasım 2010 Salı

SONSUZA DEK YÜREĞİMİZDESİN...



Türkiye ile aramızdaki saat farkından dolayı, internet gazetelerini biz burada 1 gece önceden okuyabiliyoruz. Yılmaz Özdil’in bugünkü yazısı, bir İzmir’li olarak beni çok duygulandırdı, paylaşmak istedim...

Ekim 2007, İzmir.

Alsancak’ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı’na gençten biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır, bir bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, “silin” der.
Hep söylerim, ekmek parası diye ağlayanın maaşını, tavuk gibi buğdayla ödeyeceksin!
Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına... “Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez” deyip, kapı dışarı ederler. Ve, internet sitelerinden alenen duyururlar: “Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava!”
İlk kim, nerede yazdırdı bilmiyorum ama, Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı, bu olaydır.
Bir ödlek geri adım attı...
On binlerce cesur öne çıktı.
Atatürk’e sövme modası...
Dövme modası yarattı.
Köprüaltı örnek oldu, İzmir’de yapılan Atatürk dövmesi, 50 bini aştı. Yetişemiyorlar, her gün 30-40 kişi kazıyor vücuduna... Omuzuna, bileğine, iman tahtasına, kalbinin üstüne... Doktor var, avukat var, öğrenci, dekan, ev kadınları var. İstanbul’da patladı... Ankara, Antalya, Bursa, Trabzon, Muğla, Eskişehir dövmecileri artık neredeyse sadece bu imzayı kazıyor. 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda Mustafa Kemal için ücretsiz çalışan 200’ün üstünde dövmeci var.
Dini gerekçelerle dövme yaptırmayan, otomobiline yapıştırıyor. Taksilerin camlarında... Motosikletine, hatta, bebe arabasına yazdıranı görüyoruz. Atatürk imzalı küpe kulaklarda, rozet yakalarda.
Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?
Neymiş, işten atarlarmış...
Bizim işimiz Atatürk.
Memleketimin güzel kadınları, giydirin çocuklarınızı güzel güzel, doğum günüdür bugün... Çünkü, her 10 Kasım, aslında 19 Mayıs’tır... Cumhuriyet dediğin, korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları tarafından geri alınır.
Mustafa Kemal, ilebelet payidardır.
Bu ödülü ülkem adına alıyorum

Yılmaz ÖZDİL


 

2 yorum:

Begonvilli Ev dedi ki...

İzlediğim blog yazarı arkadaşlarımın yazılarına baktım da, gurur duydum. O'na olan sevgisini, saygısını dile getiren, değer bilen insanlar, güzel ve anlamlı yazılar yazmışlar. Bir kez daha anladım ki, Atatür'ümüzün emekleri boşa gitmemiş. Bu ülkede O'nun gösterdiği yolda ilerlemek isteyen insanlar var. İyi ki varsınız.
Huzur içinde uyusun!

ŞÜKRAN dedi ki...

Bayıldım bu yazıya.. Okurken yüreğim çoştu korkularım gitti sevinçle baktım karşımda duran o mavi gözlü Dev e, bir gün çark geri dönecek dedim. Ne mutlu Türküm diyene.. Güzel bloğuna kocaman sevgiler bırakıyorum..